
NÜKLEER YASASINA KARŞI Cumhurbaşkanına Dilekçe
Rantiyeciler nükleer santrali unutmuyorlar. Bir süredir, özellikle Akkuyu projesi dondurulduğundan bu yana, nükleer santralden az söz edilir oldu. Ama zaman zaman "etkili" ve "yetkili" kişilerce yeniden sözü edilmeye başladı. "Batı nükleer santral kurmaya ve kullanmaya devam ediyor," yalanlarıyla nükleer santral yanlısı kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Dış dünyayı azıcık da olsa izleyenler gerçeği biliyorlar. Ne Türkiye'de enerji krizi var, ne de batı nükleer santral düşkünü! Hepsi yalan! Başta Elektrik Mühendisleri Odası olmak üzere, ilgili meslek odaları Türkiye'de enerji üretimi krizinin değil, enerji yönetimi krizinin olduğunu vurguluyor. Nükleer enerji santrali donanımını üreten gelişmiş ülkelerin hiçbiri kendi ülkelerinde 1970'lerden bu yana nükleer santral kurmuyor ve kurduklarını da birer birer kapatma kararı alıyor. Alternatif 50'den çok enerji kaynağı varken, hiçbiri düşünülmüyor. Ancak nedense, birilerini oldukça zengin edeceği belli olan nükleer enerji santrali tek çözümmüş gibi gösteriliyor. Nükleer santral çözüm değil, ölümdür. Nükleer santralin kurulması diğer santrallerden daha pahalıdır. Üstelik diğerlerinden farklı olarak 30 yıl içinde yeniden sökülmesi gerekir. Oysa diğer tür santraller sürdürülebilir enerji sağlarlar; kurulmasından sonra düzenli bakımları sürekli kullanımlarını sağlar. Nükleer santrallerin atıklarını yok edecek bir teknoloji keşfedilmedi. Nükleer santraller hem çalışmaları sırasında, hem de sökümlerinden sonra yüzlerce yıl boyunca çevreleri için mutlak zararlı ve tehlikelidirler. En gelişmiş ülkeler bile nükleer santral kazalarını önleyemiyor. Bırakın 16 yıl önceki Çernobil kazasını, 2000'li yılların eşiğinde bile içinde ABD ve Japonya dahil pek çok yerde önemli nükleer santral kazaları yaşandı. Ayrıca Türkiye'nin deprem kuşağı üzerinde bulunduğunu unutmayalım.
